top of page

KADININ GÜNLÜĞÜ

Eski, ahşap, her yeri tahtayla kaplı evinin içerisinde, küçücük, bir ayağı hafif kırılmış -ha düştü ha düşecek- bir taburede oturuyordu kadın. Hava kasvetliydi. Bulutlar güneşi kapatmak için yarışıyorlardı. Bir gün öncesinden bütün sokak yağmurla bezenmişti. Bu ahşap ev de nasibini almıştı o yağmurdan. Taburesinde otururken nem kokusunu düşündü kadın. Nemin yarattığı o hüzünlü toprak kokusuyla sarılmıştı ciğerleri. Tek yaşıyordu bu evde. Zaten bu evde de iki kişiye yer yoktu. Tek göz bir evdi bu. Çürük tahtalar arasından tek tük misafirleri oluyordu kadının zaten ondan ayrı zaten kim gelirdi bu eve. Durdu, eve alıcı gözüyle bir baktı. Evin ortasındaydı tam. Gözü sokağa bakan pencerenin altında, yatağının yanında duran, tahtadan, boyası bedeninden sıyrılmış, düğmeleri kopmuş ama vidası deliğinin içinde tutsak kalmış komodinine takıldı. Bu komodini üst komşu çöplüğe atarken görmüş, gizlice gecenin bir vakti kimse görmesin diye sokağa çıkıp sırtında taşıyarak evine getirmişti. Ben bu komodini boyar, yenilerim diye düşünmüştü ama ona bile gücü yoktu. Zavallı komodin öylece kaldı. Neyse dedi içinden şimdi komodinin sırası değil. Aheste aheste kalktı yerinden. Komodinin üzerinde duran, nemden sayfaları kabarmış günlüğünü ve kalemini aldı eline. Sayfalarına zarar vermemek için hassas davranıyordu. Taburesine geri döndü. Kafasını yiyip bitiren düşüncelerini, her gün olduğu gibi bugün de yazacaktı Bugün farklıydı ama hissediyordu. Günlüğüyle son buluşması değildi ama bilmiyordu neyin değişik olduğunu kadın. Her şeyin mükemmel olmasını istiyordu, hiçbir sayfa yırtılmayacak, yazdığı kalem sayfalara adete okşarcasına dokunacaktı. Kalemi açtı, yazmaya çalıştı olmadı, bir gün öncesinde kalemin kapağını açık unutmuştu, kendine sinirlendi. O değerli sayfalardan birinin sol köşesine çiziktirdi ve kalemin ucundan akan mürekkebi özgürlüğüne kavuşturdu.


Anlat şimdi ne varsa dök. Zaten amacın da bu değil miydi? Düşünceleri o kadar iç içeydi ki nereden başlasa neyi söylese bilemedi. Keşke düşüncelerimi anında bu deftere zahmetsiz aktarabilsem diye düşündü. Günlüğüne yalan söylemekten mi korkuyordu yoksa oraya yazacaklarını tekrar tekrar okuyup hatırlamaktan mı? Dikkatini üst kattan gelen kedi sesleri dağıttı. Evet şu an toparla kendini ve artık azad et şu düşüncelerini. Odaklandı ve bir adam canlandırdı gözünde. İçindekileri söylemesi gerektiği kişiydi bu adam. Sureti önemli değildi onun için. Eğer gerçek sevgi nedir bilseydin, beni, mücadelemi, bu kadın olmak için kimlere, nelere göğüs gerdiğimi merak ederdin. Etmedin, ama ben etmiştim, diye başladı cümlesine. Hani küçükken sokakta gezinirken elma şekeri satan görürsün de bir türlü alamazsın o elma şekerini. Bütün çocuklar şeker düşlemez mi zaten. Ben düşlemiyordum. Ben anlaşılmayı düşlüyordum. Eğer sevgi nedir bilseydin elma şekeri değil de o sokakta yalnızca sevgi kovaladığımı anlamak isterdin, diye ekledi.


Gözleri doldu bir an. Bu yazdıklarından anlatmak istedikleri vardı ama anlaşılma umudu yoktu ki kadının. Devam etti yazmaya. Konuşmuyordum sıkıcı geliyordum susuyordum ben, içim bomboş sanıyordum çünkü ama değildi. Kimin içi bomboş olur ki nasıl yaşar içi boş olan bir insan zaten. Ben yaşıyorum, çalışıyorum, var gücümle çabalıyorum. Her seferinde kendimi savaşta, o karmaşada, kılıcını yere vurup, dizleri üstüne çöken bir savaşçı gibi hissediyorum, O kılıçtan güç alıp doğrulmaya niyetim var, ama bütün cephelerde mağlubum. İçim bomboş değil benim, dizlerimin üstünde kaldım sadece. Korku var bir de. Hüzün var.


Düşündü kadın. Hakikaten vücudunun en ince tüylerine kadar uzanan bir hüzün vardı, bu hüzün bütün bedenini sarmış gibiydi. Ama öyle değildi. İyileştiğini hissediyordu. Ama korku hep vardı artık. Her an alnına doğrultulan bir silah varmış da sanki o tetiği çekmek için biri hep oradaymış gibi hissediyordu. Öyle bir korku. Hani sevmek için bir uçurumdan atlarsın ilk başta hiç korkmadan bunu yaparsan asıl o zaman seversin derler ya ben hep o uçurumdan atladım. Evet, ben buyum atlarım. Ama artık korkuyorum. Gene atlarım biliyorum. Akıllanmam ben, yazdı. Silmek istedi çünkü akıllanmak istiyordu artık. Ama silemedi, içinden biliyordu kadın buydu. Hep öyle kalacaktı...


183 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Anlar

Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page