top of page

Hayatın Söz Kırdıran Felsefesi

Hayatın bir felsefesinden bahsetmenin tam bugünü. Uzun uzadıya bahsederim ama kısacası da insanın kendine bir söz verdiği an, hayatın gelip bunu yok etmesi. Yazdığım bu yazı bundan ibaret. 


Zaman düz bir yol. Bireysel olarak 0 anından başlayarak t anı ve t+1 yani, her anında bir şeyler yaşıyoruz ve şanslıysak öğreniyoruz. Şanssızsak zaten vay halimize. Şanslı olduğumuz olasılığından devam edersem, öğreniyoruz, sonra tekrar bir ders, tekrar öğrenme süreci ve bunlar sonrasında kendine verilen bir takım sözler… Hah işte tam bu söz verildiği an sonraki ders ise hep bu sözün nasıl kırılacağından ibaret oluyor. Çünküsü şu, kendimize söz verdiğimiz noktada bizim için sanki öğrenilecek dersler bitmiş oluyor ama hayat da hiç öyle demiyor. Şunu diyor “Daha dur, daha ölmedin”, “Ne zaman mezara girince mi?” , “Evet, mezara girince”. 


Komik olan da şu, hepimiz sanıyoruz ki kontrol tamamen bizde. Maalesef alakası yok. Buradan çiğ bir şekilde kadere bağlamayacağım tabi ki, fakat olasılıkların bu kadar değişken olması ve her olasılığın da bir sözü kırması, sonrası tekrar senin kendine vereceğin ve tutacağını sandığın ama aslında tekrar başka bir derse bağlanacak olan söz olayı da hiç iç rahatlatıcı değil. Bütün bu farkındalık da her zaman insana, bakalım ne olacak dahadan başka bir şey de söyletmiyor. Biraz kontrolümüz olsa fena olmazdı galiba :)  Süreç zaten rahatsız edici, üstüne bir de sıfır kontrol farkındalığı ama yine de iradeni kontrol etme içgüdüsü ve hepsi birlikte de ağır bir baş ağrısını takip eden çok düşünme hastalığı. 


Bütün bu bahsettiğim olay halk arasında “Aman büyük konuşma ha” olarak adlandırılan olay. Ne büyük konuşmaymış ya, özenle çizilen bütün kırmızı çizgileri silip, hemen de kenarlarına, sallanan beyaz bayrakları iliştiriyor. Bir zamanlar senin iradenle, özenle çizdiğin kırmızı çizgiler, uzattığın birer zeytin dallarına dönüşüyor hemen. Bir elinde zeytin dalları, bir elinde de sanki kendine söz vermemişçesine salladığın beyaz bayrak. Salla artık o beyaz bayrağı da topla bütün güvercinleri, sen de onlardan biri olmak için bir şans yakaladın, bak yukarı ve özgürlüğüne kavuş. 


Sonuç olarak, bir zamanlar kesin sınır olarak çizdiğin ve seni kısıtlayan o kırmızı çizgi, seni özgürlüğüne kavuşturan bir şeye evrildi. İşte o kırmızı çizgi verdiğin söz, beyaz bayrağı sallayan hayat ve zeytin dalı da seninle hayat arasındaki sözleşmendir. 


Soru da şu : Zeytin dalını uzatacak mısın yoksa o kırmızı çizgi üzerinde durmaya devam mı ?




Reyhan DAĞCI

8 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Anlar

Comments


Yazı: Blog2_Post
bottom of page